Nişanın bozulması nedeniyle tazminat davaları, evlilik öncesinde tarafların evliliğe hazırlık evresi olan nişanlılık döneminde, anlaşamamaları ya da bir şekilde nişanlılıktan dönmelerinden kaynaklanan ve taraflara uğradıkları zararları tazmin etmelerini sağlayan dava türleridir.

Nişanlanma; ileride birbirleriyle evlenmek isteyen ayrı cinste bireylerin, bu konudaki niyetlerini birbirlerine karşı açıklamalarıdır. Yani, bir erkek ile bir kadının, evlilik öncesinde birbirlerine karşı evlenme vaadinde bulunmaları sonucunda bir hukuki statü doğmaktadır. Bu döneme nişanlılık dönemi denmektedir.

HAKLI BİR SEBEP OLMAKSIZIN NİŞANI BOZMA

Medeni Kanun, nişanlılardan birinin haklı bir sebep olmaksızın tek taraflı olarak nişanı bozan ya da nişanın bozulmasına kusurlu olarak sebebiyet vermesi halinde uğranılan zararlar bakımından diğer nişanlının tazminat hakkı vardır der. Başka bir deyişle, tazminat davaları ancak nişanın haklı bir nedene dayanmaksızın ya da taraflardan birine yükletilen sebeplerin diğer nişanlı için çekilmez hale gelmesi durumunda söz konusu olur.

Haklı sebepler dava esnasında hakim tarafından belirlenir. Ancak uygulamada ve görüş olarak kabul gören bazı haklı sebepler mevcuttur. Bunlar ;

  • Kötü hayat sürme
  • Tembellik
  • Evlenmenin sürekli olarak ve nedensiz bir şekilde geciktirilmesi
  • Nişanlıya ya da akrabalarına karşı saygısızlık ya da küstahça davranışlar
  • Sadakatsizlik
  • Dolandırıcılık
  • Nişanlılardan birinin uzun süren ya da ağır bir hastalığa yakalanması
  • Kumarbazlık
  • Taraflardan birinin ana ya da babasının aile düzenine aykırı hareketlerde bulunması
  • Nişanlı kızın başka birine kaçması
  • Nişanlılardan birinin bulaşıcı bir hastalığa yakalanması

Bunlar bazı sebeplerdir. Mevcut başka sebepler varsa hakim onları da değerlendirecektir.

Nişanın bozulması için sayılan haklı sebeplerin mutlaka kusurdan meydana gelmediği durumlar da vardır. Kusur olmadan da haklı sebep sayılacak durumlar vardır. Örneğin; nişanlılardan birinin ayırt etme gücünü kaybetmesidir.

Kanun yukarıda saydığımız haklı sebeplerin varlığı halinde, nişanlılık döneminde, nişanının bozulması nedeniyle iki tür tazminat davası öngörmüştür. Bunlar maddi ve manevi tazminat davalarıdır.

NİŞANIN BOZULMASI NEDENİYLE MADDİ TAZMİNAT DAVASI

Nişanın bozulmasıyla maddi tazminat davası, nişanın bozulması haklı bir sebebe dayanıyorsa ve kusur karşı tarafa yüklenebiliyorsa söz konusu olmaktadır. Maddi tazminat davası kusursuz olan nişanlının uğramış olduğu parasal zararı gidermek için açılacaktır.

Maddi tazminat davasıyla istenebilecek parasal zararlar, her şeyden önce nişanın varlığına güvenilerek ve evlenme yolunda yapılacak harcamalar girecektir. Bu hususta kusuru olmayan nişanlının anasının ve babasının dahi dürüstlük kuralı çerçevesinde yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıkların karşılığı istenebilecektir. Örneğin,; ev kiralamak, mobilya satın almak, davetiyeler bastırmak, balayı için bilet satın almak gibi durumlar evlenmenin olacağına güvenerek yapılan harcamalardır.

Maddi tazminat isteminin nelere ve hangi harcamalara yönelik olduğu dava açılırken açıkça belirtilmelidir.

Nişanın bozulmasıyla maddi tazminat davasını açma hakkı, kusursuz nişanlıya, ana ve babasına ya da ana, babası yerine koyduğu kişilere verilmiştir.

NİŞANIN BOZULMASI NEDENİYLE MADDİ TAZMİNAT DAVASI

Nişanın bozulmasıyla manevi tazminat davası ile Medeni Kanun, nişanın bozulması yüzünden kusuru olmayan nişanlının uğradığı ekonomik zarar dışında manevi acılarının, psikolojik boyutta uğradığı zararların da giderilmesini öngörmektedir.

Nişanın haklı bir neden olmaksızın bozulması, haklı olan nişanlının kişilik haklarına saldırı da demektir. Bulunduğu çevre, ailesi, akrabaları ve komşuları yönünden de kötü bir duruma düşmektedir.

Manevi Tazminat istenebilmesi için bazı şartlar mevcuttur. Bunlar;

  • Nişanı bozan tarafın kusurlu taraf olması
  • Manevi tazminat isteyen tarafın kusursuz olması
  • Kusursuz nişanlının kişilik hakarının çiğnenmesi

NİŞANIN BOZULMASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVALARINDA ZAMANAŞIMI

Medeni Kanun nişanlılığın sona ermesinden doğan talepleri 1 yıllık zamanaşımına tabi tutmuştur. Zamanaşımı nişanlılığın sona erdiği tarihten itibaren başlar. Bunun yanında eğer ki nişanlılık Türk Ceza Kanunu’nda yer alan bir suçun işlenmesinden dolayı meydana gelmişse Türk Ceza Kanunu’nda yer alan daha uzun süreli zamanaşımı uygulanacaktır.